Meditatif Zihin

Standart

Meditatif Zihin

Meditatif Zihin, Sessizlik’in bütün çeşitlerine sahiptir. Meditatif Zihin, Sessizlik’in bütün değişimlerine ve hareketlerine sahiptir. Zihnin bu Sessizliği hakiki dinsel zihindir ve tanrıların sessizliği yeryüzünün sessizliğidir. Meditatif Zihin, bu Sessizlik içinde akış halindedir. Sevgi, Meditatif Zihin‘in yaşam üslubudur. Bu Sessizliğin içinde kutsayış ve neşe vardır.

Meditatif Zihin ve Meditasyon

Meditasyon, yeni olan’ın kendini açışıdır. Yeni olan, geçmişin tekrarlarının ötesinde ve üstündedir. Meditasyon bu tekrarın sona erişidir. Meditasyon‘un getirdiği bu ölüm, yeni olanın ölümsüzlüğüdür. Yeni olan düşünce alanında değildir ve Meditasyon düşüncenin sessizliğidir.

Jiddu Krishnamurti’ye göre “Meditasyon”, bir şeye erişmek değildir. “Meditasyon”, vizyon görmeğe çalışmak değildir. “Meditasyon”, duyusal bir heyecan yaşamak değildir. “Meditasyon” bir nehre benzer, kendi mecrasında akar. Sessizliğin içindeki müziktir. Gözlemcinin sessizliğidir.

Meditatif Zihin ve Kendi Kendine Hipnoz

Meditasyon, kelimelerin tekrarlanışı değildir. Bir vizyonun deneyimlenişi değildir. Sessizliği geliştirmeğe çabalamak değildir. Bazı kelimelerin tekrarlanışı, gürültü ile dolu bir zihni bir ölçüde sessizleştirebilir, fakat bu ‘Kendi Kendine Hipnoz’un (‘Self Hypnosis’) bir formu olur.

Meditasyon, kendinize bir düşünce kalıbı oluşturmak değildir. Meditasyon, kendinizi hazzın büyüsüne kaptırmak değildir. Meditasyonun başlangıcı yoktur ve dolayısıyla sonu da yoktur.

Kendinize şöyle diyebilirsiniz: “Bugün düşüncelerimi kontrol etmeğe başlayacağım. Meditatif bir duruş ile sessizce oturacağım. Düzenli bir şekilde nefes alacağım.” Eğer böyle yaparsanız, bir kişinin kendini aldatacağı tuzaklara yakalanırsınız. Meditasyon, büyük bir fikrin veya büyük bir imgenin içinde yok olmak değildir. Bu sizi sadece bir an için sessizleştirebilir. Oyuncağı ile oynayan bir çocuğun sessizleşişi gibi. Sadece o süre için.

“Meditatif Zihin” gören bir zihindir. “Meditatif Zihin” izleyen bir zihindir. “Meditatif Zihin” dinleyen bir zihindir. Sözcükler olmaksızın; direktifler, yönlendirişler olmaksızın; zanlar, kanaatler olmaksızın. Meditasyon bütün gün boyunca, bütün ilişkiler içinde yaşamın hareketine yönelik dikkatli oluştur. Bütün gün böyle bir Dikkat ile yaşandığında, akşam olduğunda, kişinin bütün organizması bir rahatlığa kavuşur. “Meditatif Zihin” hayal ya da rüya görmez. Ancak gününü dikkatsiz bir şekilde yaşayanlar rüya görür.

Meditasyon, gözlemcinin deneyimleyebileceği bir sessizlik değildir. Meditatif Zihin‘in sessizliği, tanıyışın sınırları içinde değildir. Bu Sessizliğin hiçbir sınırı yoktur, sadece Sessizlik vardır.

Benzer Konular:

Meditasyonun Sessizliği

Standart
Ram Dass ve Meditasyonun Sessizliği

Ram Dass

Ram Dass, “Relative Realities” (“İzafi Gerçeklikler”) adlı yazısında Meditasyonun Sessizliği üzerine şunları anlatmaktadır:

Şu anda sizin zihninizde birçok Düşünce Demetleri var ve bunlardan her biri bir Kimlik oluşturuyor: Cinsiyet ile ilgili kimlik, toplumsal kimlik, kültürel kimlik, eğitimsel kimlik, ekonomik kimlik, entelektüel kimlik, tarihsel kimlik, felsefi kimlik, ruhsal kimlik gibi.

Meditasyonun Sessizliği’ne girdiğinizde, üzerinizde öyle bir etki yaratıyor ki, sanki film seyrettiğiniz bir sinemadan dışarı çıkmış gibi oluyorsunuz. Sizin yaşamınız da bir sinema filmi gibi. Melodramatik olay seyirlerinden oluşuyor.

Zihninizde cevaplanmamış sorular vardır. Aydınlanacak mıyım? Evlenecek miyim? Çocuklarım olacak mı? Bunlar hikayenin satırlarını oluşturmaktadır.

Meditasyonun Sessizliği, sizin bu hikaye satırlarının dışına çıkışınızı sağlıyor.

Gün içinde uyanık olduğumuz saatlerdeki Normal Bilinç Hali, Rüya Halleri, Duygusal Haller ve başka Bilinç Halleri vardır. Bunlardan her biri size farklı bir Gerçeklik sunar. Televizyon alıcısındaki kanallar gibi.

‘Meditatif Farkındalık’ sizin, bir olayı çevreleyen uzayda var olan her şeyi görüşünüzü sağlıyor. Meditatif Farkındalık bir Açıklığa sahiptir. Bu Açıklık hem zihninizin işleyişini etkiler hem de bir durum içinde işleyen başka güçleri etkiler. Bu Açıklık sizin, hayatta yaptığınız seçimleri belirleyen faktörleri görebilişinizi sağlar.

Meditasyonun sağladığı İçsel Sessizlik ve Açıklık sayesinde siz Bütün Resmin farkında olursunuz.

Sizin egonuz, sizin evreninizi tanımlayan bir Düşünceler Setidir. Ego, sizi kimliğinizi kaybetmek korkusunu kullanarak kontrol eder.

Meditasyon yaptıkça şu soruyu sormağa başlarsınız: Ben gerçekten kimim? Eğer biz egomuz ile aynı isek, o zaman Ego Filtreleri kaldırıldığında ne olur? Aslında Ego Filtrelerinin kaldırılışı bizim özgürleşimimiz anlamına gelir.

Benzer Konular:

Meditasyon Yapmak

Standart
Meditasyon Pratikleri ve Roger N. Walsh

Roger N. Walsh

Roger N. Walsh ve Frances Vaughan “Meditasyon: Kişilik Ötesine Açılan Kapı” (“Meditation: Doorway to the Transpersonal”) adlı yazılarında, Meditasyon Yapmak üzerine kısaca şunları söylüyorlar:

Temel olarak Meditasyon Yapmak, Dikkat’in bilinçli yönlendirilişi yoluyla, Farkındalığın genişletilişini amaç edinen herhangi bir disiplin olarak tanımlanabilir.

Dikkat, Konsantrasyon Meditasyonu’nda (Samatha) olduğu gibi belirli bir nesne üzerinde odaklanabilir veya Dikkat bütün deneyim’e yönelik bir Seçimsiz Farkındalık (Vipasana) olarak açık tutulabilir.

Meditasyon pratiklerinin veya insanın meditatif bir hale girişinin mükafatları, başlangıç dönemlerinde çok süptil olabilir. Kişide sakinlik artar, duyarlılık artar, empati artar, sezgi ve keşf artar, açıklık artar. Bu kalitelerden biri ya da birkaçı düzenli Meditasyon yapılmağa başlandığında, deneyimlenmeğe başlanır.

Frances Vaughan ve Meditasyon Pratikleri

Frances Vaughan

İleriki dönemlerde yoğun Meditasyon pratikleri yapılır. Birkaç saatlik yoğun meditasyon pratiği, kişiye her zamanki sıradan Farkındalık ve Algı düzeylerinin ne kadar duyarsız, çarpıtılmış ve iradi kontrolün dışında olduğunu gösterebilir.

Daha ileriki dönemlerde, Meditasyonun ‘Dönüştürücü Bir Süreç’ olduğu anlaşılır. Yoğun Meditasyonlar yapılır. Kişi, Kişilik Ötesi deneyim alanlarına erişir.

İleri düzeydeki Meditasyon uygulayıcıları, Algısal Duyarlılığın ve Açıklığın düzeylerinin arttığını, sezgi, keşf, sakinlik, neşe ve sevgi düzeylerinin arttığını ve bunların gündelik yaşam içinde deneyimlenmeğe başlandığını raporlaştırmışlardır.

Aydınlanmak ve Özgürleşim olarak bilinen bu süreç, Bilinç’te kalıcı ve radikal bir değişiklik ile sonuçlanabilir.

Benzer Konular:

Meditasyon

Standart
Öğrenmek Edimi ve Meditasyon

Jiddu Krishnamurti

Meditasyon bir bilinç hali değildir, bir ruh hali değildir. Meditasyon bir harekettir. Eylemin bir hareket oluşu gibidir.

Enerjinin özü ‘Meditasyon’dur. Eğer bir yerde Meditasyon yapmağa çalışan bir kişi var ise, bir hâle erişim teşebbüsü var ise, başkaları tarafından tanımlanmış bir hâle erişim teşebbüsü var ise, orada Krishnamurti Meditasyonu yoktur.

Öğrenmek Edimi ve Meditasyon

Eylem, Öğrenmek Edimi ve Meditasyon tek bir uyumlu hareket oluşturduğunda, Enerji Kaybı yoktur. Bunlar tek bir harekettir ve orada Meditasyon’un güzelliği vardır.

Öğrenmek edimi, Meditasyon’dan veya Eylem’den çok daha önemlidir. Öğrenmek için tam bir özgürlük olmak zorundadır. Sadece bilinç düzeyinde değil, fakat daha derin bir düzeyde de. Bu Özgürlük içinde Öğrenmek, Eylem, Meditasyon Yapmak uyumlu bir Bütünlük oluşturur. Buradaki Bütünlük (Whole) kelimesi, sadece sağlıklı olmak anlamını içermez, fakat aynı zamanda Kutsallık (Holy) anlamını da içerir. Dolayısıyla Öğrenmek edimi kutsaldır, Eylem kutsaldır, Meditasyon kutsaldır. Bu gerçekten kutsal bir şeydir ve güzellik onun içindedir, onun ötesinde bir yerlerde değildir.

Öğrenmek edimi, Eylem ve Meditasyon arasındaki bütünlük kırıldığında, bu kırılış Çatışkı’dır (conflict), uyumsuzluktur, gözlemleyen ile gözlemlenenin birbirinden ayrılışıdır, enerji israfıdır.

Öğrenmek ediminin içinde Disiplin vardır. Disiplin kelimesi Öğrenmek anlamına gelir. Bir yerde Öğrenmek edimi var ise, Biriktirmek edimi yoktur. Öğrenmek edimi için ‘Dikkat’ gerekir. Öğrenmek ediminin içinde sorumluluk vardır. Ona dışarıdan bir disiplin, bir sorumluluk empoze edilemez. Öğrenmek edimi olduğunda, ‘Taklit Etmek’ yoktur, bir şeylere ‘Uygun Davranmak’ yoktur, ‘Otorite’ yoktur. Bunlar yok ise ‘Disiplin’ vardır, ‘Özgürlük’ vardır.

Benzer Konular:

Seçimsiz Farkındalık

Standart
Jiddu Krishnamurti ve Farkındalık

Krishnamurti

Eğer Krishnamurti’nin sohbetlerini bütünsel dikkat ile dinlerseniz, anlatılan konunun önemini az ya da çok kavrarsanız, rüzgârın taşıdığı bir kelebek gibi Seçimsiz Farkındalık‘a ulaşabilirsiniz. Bu Seçimsiz Farkındalık, meditasyonun bir parçasıdır. Sürekli Seçimsiz Farkındalık, bütün yanılsayışları ve iki yüzlülükleri sona erdirir. Gündelik yaşamımızda ve eylemlerimizde özgürlük, ancak Seçimsiz Farkındalık içinde bulunabilir.

Bilinç bütündür, insanın bütünüdür. Bilinç, parça olarak herhangi bir insana ait olamaz. Eğer herhangi bir insana ait olan parça bilinç söz konusu ise, bölünüşün, bölümlere ayrılışın, çatışkının ve savaşın karmaşık problemleri var demektir. Bir insanın gündelik yaşamında, uyanık geçen saatlerde, Yaşamın Bütünsel Hareketi’nin Farkındalığı olduğunda, rüyalara ve hayallere gerek kalmaz. Bu Bütünsel Farkındalık, bu Dikkat, parçalara bölünüşe bir son verir. Eğer bir zihinde ‘Çatışkı’ yok ise, o zihnin rüyalara ve hayallere gereksinimi olmaz.

İnsanın kendilik’ bilgisinin sonu yoktur. İnsanların yaşamları sorunlarla doludur ve bu sorunlarını küçük zihin ile çözmeğe çalışırlar. Düşünceleri ile çözmeğe çalışırlar. Düşünce, her zaman sınırlıdır. Dolayısıyla bu insanlar sürekli bir Çatışkı ve mücadele içinde yaşarlar. Özgürlük yoktur. Acı ve üzüntülerin bir sonu yoktur. Çatışkı vardır, sürekli bir şeyler için çabalamak vardır. Genellikle Dikkatsizlik Hâli içindedirler. Bu dikkatsizlik hali içinde sorunlarını çözmeğe çalışırlar. Sevdikleri kişiyi kaybetmekten korkarlar. Sürekli bir şekilde emniyet duygusu ve güvenlik arayışı içindedirler. Bütün bunlar yanılsayışlardır. Bu insanların ihtiyacı, uyanık ve dikkatli bir ‘Seçimsiz Farkındalık’tır. İnsan yaşamının her alanının, olan her şeyin şeçimsiz bir şekilde farkında olmak zorundadır. Bilinçli tepkilerini ve bilinçdışı tepkilerini bütünsel bir şekilde fark etmek zorundadır.

Krishnamurti’yi göre Meditasyon, ‘Seçimsiz Farkındalık’tır. Farkındalığın ileri düzeylerinde yeni bir nitelik ortaya çıkar ve bu yeni nitelik Dikkat’tir. Bu Dikkat içinde, ben (me) tarafından çizilmiş herhangi bir sınır yoktur. Bu Dikkat, Erdem’in en yüksek formudur. Sevgidir. En üst zekadır.

Benzer Konular:

Meditasyonun Bütünsel Dikkati

Standart

Krishnamurti ve Meditasyon

Jiddu Krishnamurti’ye göre, Meditasyon’un hakiki anlamı, ancak Bütünsel Dikkat toprağında yeşerebilir ve çiçeğini açabilir. Bu Bütünsel Dikkat’te otorite yoktur. İnsanın tek ihtiyacı ‘Bütünsel Dikkat’tir. ‘Meditasyonun Bütünsel Dikkati’nde bilmek ve tanımak edimi yoktur. Acılık yoktur, iki yüzlülük yoktur…

Karşımızda duran bir ağaca baktığımızda, birinci adımda onu yüzeysel, duyusal bir şekilde algıladığımızdan, bir kafa karışıklığı söz konusu değildir. Bir tercih, bir mukayese, bir beğeniş ya da beğenmeyiş söz konusu değildir. Sadece karşımızda bir ağaç vardır ve psikolojik katılım söz konusu değildir.

İkinci adımda, karşımızdaki ‘ağaç’ hakkında düşünmeğe başladığımızda, onunla ilgili bir şeyler hissetmeğe başladığımızda Psikolojik Tepki devreye girer. Bunu biz düşünce veya duygu olarak adlandırırız. Dolayısıyla, birinci adımda ‘Ağacın Yüzeysel Farkındalığı’ var idi, şimdi ise ona gösterdiğimiz Tepki var. Bu Tepki’nin farkına vardığımızda, bunu, ‘Farkındalığın İkinci Derinliği’ olarak adlandırabiliriz. Aslında ağacı gören Farkındalık, içimizdeki tepkiyi gören Farkındalık ile aynı Farkındalık’tır. Ağacın yüzeysel, görsel farkındalığında herhangi bir ‘Psikolojik Katılım’ yok iken, ilişkide bir Bölünmüşlük yoktur. Ağaca yönelik bir Psikolojik Tepki oluştuğunda, bu tepki koşullu bir tepkidir, geçmişten gelen bellek kayıtlarının tepkisidir, geçmiş deneyimlerin tepkisidir. Bu Tepki ilişkide bir Bölünüşe yol açar. Bu Tepki ilişkide, ben (me) ve ben olmayan (non me) olarak adlandırdığımız bir Bölünüşe yol açar.

Ben (me), geçmiş bellek kayıtlarının ilişkiye gösterdiği Tepki’dir.

Üçüncü adım olarak şu soruyu soruyorum: Herhangi bir yargı olmaksızın ağacın bir farkındalığı, bir gözlemi olabilir mi ve herhangi bir yargı olmaksızın tepkilerin bir gözlemi olabilir mi? Bu soruyu sorarak, ben (me) ve ben olmayan (non me) arasındaki Bölünüşü ortadan kaldırabilirim. Aynı anda ağaca bakabilirim ve aynı anda kendime bakabilirim. Dolayısıyla, bu olguyu görmek edimi içinde ben (me) yoktur. Herhangi bir olguyu görmek edimi içinde ben (me) yoktur. Ben (me) görmeyiştir. Ben (me) göremez, farkında olamaz.

İlk olarak yüzeysel farkındalık var idi. Sonra Koşullu Tepkinin Farkındalığı ortaya çıktı. Sonra zihnin geçmiş olduğu, zihnin bu Koşullu Tepki olduğu anlayışı ortaya çıktı, sonra zihnin kendini geçmişten özgürleştirilebilir olup olmadığı sorusu soruldu. Ve bütün bunlar, farkındalığın birlik içindeki tek bir eylemi idi, çünkü hiçbir sonuç çıkarılmamıştı.

Dolayısıyla ‘ağaç’ var, ağaca yönelik Koşullu Tepki var. Ve bu Koşullu Tepki ilişki içindeki ben (me)’dir. Ben (me) Çatışkı’nın merkezidir. Şimdi bu ben(me) bir soru soruyor. Geçmişin yapısı bir soru soruyor. Eğer soruyu soran geçmişin yapısı değilse, eğer soru ben (me) tarafından sorulmuyor ise, o zaman geçmişin yapısı yoktur. Şimdi, bunun farkında olarak, ben (me) bu soruyu sormuyor. Bütün sürecin farkında olarak soru sormuyor, çünkü tuzağı görüyor. Dolayısıyla Gözlemci bütünüyle sessiz olduğunda, sessiz olmağa zorlanmadığında, Farkındalığın farklı bir kalitesi devreye girer. Farkındalığın bu yeni kalitesi bize, yukarıda açıkladığımız tuzağın doğasını gösterir. Dolayısıyla, farkındalığın bu yeni kalitesi bütün tuzakların olumsuzlanışıdır. Dolayısıyla zihin şimdi ‘boş’tur. Zihin şimdi ben’den (me) ve tuzaktan boşalmıştır. Bu zihin farklı bir kaliteye sahiptir, farklı bir Farkındalık boyutuna sahiptir. Farkındalığın bu yeni kalitesi Dikkat’tir.

Benzer Konular: