Meditasyonun Bütünsel Dikkati

Standard

Krishnamurti ve Meditasyon

Jiddu Krishnamurti’ye göre, Meditasyon’un hakiki anlamı, ancak Bütünsel Dikkat toprağında yeşerebilir ve çiçeğini açabilir. Bu Bütünsel Dikkat’te otorite yoktur. İnsanın tek ihtiyacı ‘Bütünsel Dikkat’tir. ‘Meditasyonun Bütünsel Dikkati’nde bilmek ve tanımak edimi yoktur. Acılık yoktur, iki yüzlülük yoktur…

Karşımızda duran bir ağaca baktığımızda, birinci adımda onu yüzeysel, duyusal bir şekilde algıladığımızdan, bir kafa karışıklığı söz konusu değildir. Bir tercih, bir mukayese, bir beğeniş ya da beğenmeyiş söz konusu değildir. Sadece karşımızda bir ağaç vardır ve psikolojik katılım söz konusu değildir.

İkinci adımda, karşımızdaki ‘ağaç’ hakkında düşünmeğe başladığımızda, onunla ilgili bir şeyler hissetmeğe başladığımızda Psikolojik Tepki devreye girer. Bunu biz düşünce veya duygu olarak adlandırırız. Dolayısıyla, birinci adımda ‘Ağacın Yüzeysel Farkındalığı’ var idi, şimdi ise ona gösterdiğimiz Tepki var. Bu Tepki’nin farkına vardığımızda, bunu, ‘Farkındalığın İkinci Derinliği’ olarak adlandırabiliriz. Aslında ağacı gören Farkındalık, içimizdeki tepkiyi gören Farkındalık ile aynı Farkındalık’tır. Ağacın yüzeysel, görsel farkındalığında herhangi bir ‘Psikolojik Katılım’ yok iken, ilişkide bir Bölünmüşlük yoktur. Ağaca yönelik bir Psikolojik Tepki oluştuğunda, bu tepki koşullu bir tepkidir, geçmişten gelen bellek kayıtlarının tepkisidir, geçmiş deneyimlerin tepkisidir. Bu Tepki ilişkide bir Bölünüşe yol açar. Bu Tepki ilişkide, ben (me) ve ben olmayan (non me) olarak adlandırdığımız bir Bölünüşe yol açar.

Ben (me), geçmiş bellek kayıtlarının ilişkiye gösterdiği Tepki’dir.

Üçüncü adım olarak şu soruyu soruyorum: Herhangi bir yargı olmaksızın ağacın bir farkındalığı, bir gözlemi olabilir mi ve herhangi bir yargı olmaksızın tepkilerin bir gözlemi olabilir mi? Bu soruyu sorarak, ben (me) ve ben olmayan (non me) arasındaki Bölünüşü ortadan kaldırabilirim. Aynı anda ağaca bakabilirim ve aynı anda kendime bakabilirim. Dolayısıyla, bu olguyu görmek edimi içinde ben (me) yoktur. Herhangi bir olguyu görmek edimi içinde ben (me) yoktur. Ben (me) görmeyiştir. Ben (me) göremez, farkında olamaz.

İlk olarak yüzeysel farkındalık var idi. Sonra Koşullu Tepkinin Farkındalığı ortaya çıktı. Sonra zihnin geçmiş olduğu, zihnin bu Koşullu Tepki olduğu anlayışı ortaya çıktı, sonra zihnin kendini geçmişten özgürleştirilebilir olup olmadığı sorusu soruldu. Ve bütün bunlar, farkındalığın birlik içindeki tek bir eylemi idi, çünkü hiçbir sonuç çıkarılmamıştı.

Dolayısıyla ‘ağaç’ var, ağaca yönelik Koşullu Tepki var. Ve bu Koşullu Tepki ilişki içindeki ben (me)’dir. Ben (me) Çatışkı’nın merkezidir. Şimdi bu ben(me) bir soru soruyor. Geçmişin yapısı bir soru soruyor. Eğer soruyu soran geçmişin yapısı değilse, eğer soru ben (me) tarafından sorulmuyor ise, o zaman geçmişin yapısı yoktur. Şimdi, bunun farkında olarak, ben (me) bu soruyu sormuyor. Bütün sürecin farkında olarak soru sormuyor, çünkü tuzağı görüyor. Dolayısıyla Gözlemci bütünüyle sessiz olduğunda, sessiz olmağa zorlanmadığında, Farkındalığın farklı bir kalitesi devreye girer. Farkındalığın bu yeni kalitesi bize, yukarıda açıkladığımız tuzağın doğasını gösterir. Dolayısıyla, farkındalığın bu yeni kalitesi bütün tuzakların olumsuzlanışıdır. Dolayısıyla zihin şimdi ‘boş’tur. Zihin şimdi ben’den (me) ve tuzaktan boşalmıştır. Bu zihin farklı bir kaliteye sahiptir, farklı bir Farkındalık boyutuna sahiptir. Farkındalığın bu yeni kalitesi Dikkat’tir.

Benzer Konular:

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s